Cemaat, Cemiyet ve Tarikatlar
Günümüz dünyasında yardımlaşma, inanç, toplumsal dayanışma ve hakikat arayışı gibi en kutsal insani değerler, ne yazık ki en çok sömürülen alanların başında gelmektedir. Bir yanda lüks otellerde açlık sömürüsüyle yapılan şatafatlı galalar, diğer yanda ise dini veya felsefi kisveler altında holdingleşen, odalar dolusu kayıt dışı paraların döndüğü yapılar… Bu karmaşık tablo içinde kavramların gerçek anlamları dejenere edilmiş durumdadır. Oysa hakikati aramak için kelimelerin köküne ve özüne inmek gerekir.
Sözde Cemaatler ve Cemiyetler: Şatafat, Gösteriş ve Sömürü Düzeni
Bugün cemaat veya cemiyet adı altında faaliyet gösteren pek çok yapı, toplumsal duygu ve inançları kendi çıkarları için araç haline getirmektedir.
-Açlık Üzerinden PR: Beş yıldızlı salonlarda, adını bile bilmedikleri lüks yemekler eşliğinde, yoksullukla mücadele ettiklerini iddia eden sosyetik balolar düzenlenir. Toplanan bağışların çok büyük bir kısmı organizasyon masraflarına ve şatafata gider. Sırf o lüks davete katılabilmek için bir ailenin yıllık mutfak masrafına özel kıyafet diktirenler, açlığın ve yoksulluğun ne olduğunu bilmeyen bir zihniyetin en acı özetidir.
-Holdingleşen Yapılar ve Yolsuzluk: Dini veya ideolojik bir kılıf giydirilmiş dernek ve vakıf görünümlü yapılar, odalar dolusu paraların, denetlenemeyen devasa bütçelerin döndüğü ticari işletmelere dönüşmüştür. İnsanların samimi duyguları, bu çarkın akaryakıtı yapılır. Haberlerde gördüğümüz devasa rakamlar ve yakalanan hesapsız paralar, bu sömürü düzeninin en somut kanıtıdır.
Gerçek Manada Tarikat: İlim, İrfan ve Nefs Terbiyesi Yuvası
Peki, kelime anlamı ve özü itibarıyla tarikat nedir?
- Tarikat, kelime kökeni olarak yol demektir; Hakk’a, hakikate, erdemli ve ahlaklı bir hayata ulaşma yoludur.
- Özünde hiçbir ticari çıkar, siyasi emel, zümre üstünlüğü veya holdingleşme barındırmaz.
- Gerçek bir tarikat ocağı; insanın egosunu terbiyeden geçirdiği, kibrini yendiği, nefsini arındırdığı, karşılıksız sevgiyi, ilmi, irfanı ve paylaşmayı öğrendiği bir manevi eğitim yuvasıdır. Orada gösteriş değil, tevazu; şatafat değil, sadelik esastır.
Sonuç: Özüne Dönüş ve Saf İyilik;
İnsanlığın ihtiyacı olan şey; maskeli cemiyetler veya ticaret kapısı haline gelmiş yapılar değil; rengine, dinine, diline bakmaksızın insanı sadece insan olduğu için seven, karşılıksız ve şeffaf bir iyilik hareketidir. Hakiki irfan yuvalarının gösterişten uzak sadeliği ile sokağın gerçek ihtiyaçlarını buluşturmak, bu yozlaşmış düzene verilecek en asil cevaptır.
